FOLKLOR NEDİR?
Folklor, bir milletin hayatında var olan gelenek ve göreneklerin dili yardımıyla hafızasında sakladığı edebiyat ve müziğinin, daha geniş anlamıyla, manevi kültür ürünlerinin toplamıdır.
Folklor, halka ait olan her şeyi içine alır. Halkın malı olmuş, kaynak olarak kişisel olsa bile, çoğunlukla sözlü olarak nesilden nesile geçen ve bu geçiş sırasında yeni şartlara göre değişme eğiliminde olan edebiyat ürünleri, halk destanları, masalları, türküleri, manileri, fıkraları, temsili sözler, tekerlemeler, hayat ve tabiatın olaylarına ait inançlar ve buna benzer birçok şeyi kapsar.
KIRŞEHİR FOLKLORU VE TARİHÇESİ
Kırşehir, Türk’ün genel karakterini tipik olarak ve hiç bozmadan sürdüren insanların yaşadığı bir beldedir. Bu belde gözü tok, gönlü zengin insanlarla doludur. Kırşehir yöresi ve insanları sevinç ve kederlerinde hep ölçülüdürler. Bahar ve yaz aylarında, genellikle düğünlerde, eğlencelerde çoğunlukla ağır başlı ve içten bir söyleşi havası vardır. Yemekleri ölçülü ve doyumludur. Kırşehir halkı, gelenek ve göreneklerine sıkı sıkıya bağlıdır. Birçok inançlarını günümüze kadar getirmiş ve bugün de bu inançlarını aynen sürdürmektedir.
Kaşık oyunları, halayları kendisine güven duygusunun anlatımını veren ritmik hareketlerle süslüdür. Halk Türkçe si, Anadolu ağzının genel gelişimi içinde Oğuz Türkçe'sinin özelliklerini taşır.
Yöremizde halk oyunlarımız; türkülerimiz kadar eskidir. Kesin bilinmemekle beraber 1800’lü yılların ilk dönemlerinden beri düğün, şenlik ve panayırlarda, içki alemlerinde karma, ya da ayrı ayrı oynanan yörelerimiz oyunları olduğu kaynak kişilerce kulaktan kulağa gelmektedir.
Ancak bilimsel bir araştırmanın az da olsa yapılması 1960’lı yıllara rastlamaktadır. 1960’ta İstanbul Festivaline bir ekip hazırlayıp gönderilmiş ve seyirlik amacıyla ilk ekip oluşturulmuştur. Bu ekipte ilk bakışta figür kısırlığı ve sahneleme noksanlığı görülmüş ancak, türkülerin hareketli ve ritmik oluşu ve enstrüman hayli ilgi çekmiştir. 1976 yılında yöremizde yapılan “Türkiye Mahalli Halk Oyunları Yarışması” yöredeki folklor çalışmalarını özellikle halk oyunlarına ilgiyi bir hayli artırmıştır.
Yeniden ve daha geniş kapsamlı bir araştırma sonucunda gerek giysi, gerekse oyunlarımız bir ikincilik getirmiştir’. İşte bu tarih aslında yöremizde bir patlama noktası olmuştur. Halen yöremizde halk oyunları dalında iki dernek ve 10 okul faaliyetini sürdürmektedir
KIRŞEHİR OYUNLARI
Kırşehir, Orta Anadolu’da folklor bakımından çok geniş ve zengin bir beldedir. Halay ve kaşık oyunları bakımındân bir geçiş bölgesidir. Yörede iki oyun türü vardır, İki oyun türü düğünlerde, yeniliklerde ve benzeri eğlencelerde oynanmaktadır.
Gerek halay gerekse kaşık oyunları türlerinde geniş kapsamlı bir araştırma ne yazık ki tam olarak yapılabilmiş değildir. Bu bakımdan oyunların sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Bilinen oyunların isimleri şöyledir.
HALAYLAR :
1 - Ağırlama
2 - Avşar
3 - Hayrani
4 - Üç ayak
5 - Hoplatma
6 - Hasandağı sekmeni
7 - Karkın halayı
8 - Üç oğlan zeybeği
9 - Esir almaca
10 - Sepetçioğlu
11 - Anşa
12 - Kıvrak halayı
13 - Hoptirilim
14 - İbrane
15 - Cemo
16 - Sinsin
Halaylar davul zurna eşliğinde ve erkeklerce oynanmaktaydı. Günümüz KIRŞEHİR’DEKİ çeşitli folklor derneklerinin gösterimlerinde kızlar da oyunlara katılmaktadır. “Halay”denilen halaylarda bireysel oyunları etkisi belirgindir. Oyun topluca başlar, “başçeken” (halay başı) tek başına gösteri yapar. Daha sonra da halayın sonuna geçer. Bu kez yeni başçeken gösterisin yapar. Oyun böylece sürer.
Halaylar genellikle belli bir sıra izleyerek birbirine ekli oynanır. Oyunların düzeni şöyledir:
-Ağırlama
-Kıvrak halay
-Türkü halayı
-Üç ayak
-Yanlama
-Sekmen (seymen) halayı
Başka bir halay düzeninde de şu sıra izlenmektedir:
-Üç ayak halayı
-Hasandağı sekmesi
-Sivrik halayı
-Cirit halayı
-Avşar ağırlaması
-Keçeli
Ayrıca Anşa halayı, narinli halayı, yıldız, kuşlar, sepetçioğlu ve sinsin gibi halaylar da yaygındır. Aynı ezgilerle oynanan Cirit halayı ile Sinsin figürleri değişiktir. Halaylarda “Başçeken”in elinde mendil vardır. El ele tutuşan oyuncular, birbirine yaklaşıp ayrılırlar.
Kaşıklı oyunlar (Karşılama)
Geçmişte “muhabbet”lerde ince saz denilen bağlama, keman ve darbuka eşliğinde erkeklerce oynanırdı. Kadınlar arasında da oynanan oyunlara ud ve tef eşlik etmekteydi. Günümüzde kimi köylerde sürdürülen bu geleneği, kurulan dernekler yaşatmaya çalışmaktadır. Bu oyunlar düğün, karşılama ve uğurlama törenlerinde davul-zurna eşliğinde oynanmaktadır.
Kaşıklı oyunların en yaygınları şunlardır:
Bad-i zabah(Bad-i Saba), Üç oğlan(kırşehir zeybeği), Biter biter Kırşehir’in gülleri, Yürü güzel, Çiçekdağı
Bunlardan kimileri şöyle oynanmaktadır:
Üç oğlan: İki ya da daha çok erkek oyuncunun oynadığı bu oyun ağırlamayla başlar, gitgide hızlanır. Oyuncuların ellerinde tahta kaşıklar vardır, ezgiye göre kaşık vuruşları değişir; zeybek özellikleri görüldüğü için Kırşehir Zeybeği de denmektedir. Oyun çökmeler ve beceri isteyen devinimlerle sürer.
Çiçekdağı: Erkeklerin oynadığı kaşıklı oyunlardandır. Geçmişte kaşık yerine bardakla oynanan oyun, ağırdan başlar ara nağmeyle hızlanır.
Biter Kırşehir’in Gülleri: Erkeklerce oynanan türkülü oyunlardandır. Türkünün başlangıcında “heyyyt”diye nara atılır, dizler çapraz biçimde yere vurulur. Ellerdeki kaşıklar bir-iki vurularak ayağa kalkınır. En önemli figür, sol topuğun sağ ayak arkasında sertçe yere vurulmasıdır.
Oyunun türküsü şöyledir:
Biter Kırşehir’in gülleri biter
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Aman amman gülüm amman
Amman amman efendim amman
Atladım Dinekdağa
Alnım değdi yaprağa
Kız koynunda ölürsem
Koyma beni toprağa
Çoktur güzelleri hep yeni yeter
Kaşının üstünde keman görünür
Aman amman sebep amman
Amman amman efendim amman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere
Yürü Güzel: Üç, dört kişiyle karşılama biçiminde oynanır. Öbür oyunlardan daha canlıdır. Hafif bükülerek oynanır. Oyunun en belirgin figürleri son bölümdeki çaprazlamalardır.
Özellikle Abdallar arasında muhabbet toplantılarında görülen köçek oyunları geçmişte oldukça yaygındı. Düğünlerde, erkek toplantılarında köçekler oynatılırdı. Günümüzde bu gelenek ortadan kalkmıştır.
Seyirlik Oyunlar, Orta oyunları:Geçmişte yöre köylerinde, düğünlerde, özel toplantılarda yaygın olarak oynanan oyunlar, günümüzde de kimi düğünlerde oynanmaktadır. Kalaycı, Kaz ve Koca oyunları bunlardandır.
Koca Oyunu: 1942’de Mucur’dan Mehmet Ali Çamlıca’nın derlediği bu oyunda kişiler, koca, kahya, Arap,menevşeler(Arap zenneler) sazcılar ve köylülerdir. Koca uzun bir koyun postu giyer, ğöğsüne ve sırtına yastıklar yerleştirmiştir. Sakallı,bıyığı, yüzü una bulanmıştır, elinde uzun sopası vardır. Arap, yalınayaktır. Yüzünü, dirseklerine dek kollarını ve diz kapağından aşağısını karaya boyamıştır. Başında poşu, kemerinde fişeklik, tabanca, kama vardır. Menevşeler, kadın kılığında erkeklerdir. Alana önce koca girer, kahyanın adının cafer olduğunu, ancak birçok kez yinelettikten sonra anlar. Bu seyircileri güldürür. Koca, değirmen ustası olduğunu, köye değirmen yapmak istediğini söylerse de kahyayı inandıramaz. Bir iskemle isteyince, seyircilerden biri iskemle olur, koca tam oturacağı sırada adam çekilir, koca yere düşer, bu da gülüşmelere neden olur. Koca, manilerle kahyaya Söz atar:
Dam başında batırak
Akşam gelin oturak
Kahya senin dinin imanın kıtırak
Hay benim Cafer Ağam, Cafer Ağam
Bir gölüğüm (eşek) var da sürerim gitmez
Üstündeki yükü de haneme yetmez
Kahyalar it olmuş da bizim kapıdan gitmez
Daha sonra iki kızından birini iki ğölük karşılığı kahyaya verebileceğini söyler. Bunun üzerine köylülerden ikisi eşek olur, binmeye çalışanlar eşekler binemez, düşerler. Koca, saz çalınırken alandan ayrılır, menevşelerle döner, çeşitli türkülerle oyun oynarlar. Bu arada Arap hızla alana gelir. Kızlar kaçışır, koca bir masanın altına saklanır. Arap kızlarını ister. Yaşlı bir adamın kızlarını kaçırdığını, eğer onları bulmazlarsa her yeri yakıp yıkacağını söyler. Masanın yanından geçerken kocayı tekmeler ve yüksek sesle Arapça yarı Türkçe söylenir. Kahya önce kızlarının yerlerini söylemez, Arap kor halinde kömür dolu sepetle gelince korkar, kurtulmak için kızları vermeye razı olur. Kızlar gelir, Arap onları oynatır, alır gider. Bu kez koca, kızları bulun diye tutturur. Kahyanın verdiği iki eşekle kızları aramaya çıkar. Bir süre sonra kızları bulur, birlikte oynamaya başlar. Bir ara durup Arap kızlara bir şey yapmış mı? diye bakınca kızlar gücenir, oynamazlar. Ancak “tilki gibiçenlerse”, oynayacaklarını söylerler. Koca da zorunlu olarak dediklerini yapar, kızlar hoşlanıp oynarlar. Kahya ve koca da onlara katılır. Bu sırada Arap gelir, kocayı öldürerek kızları sürükleye sürükleye götürür. Oyun böylece sona erer.
BAZI OYUNLARIN ÖYKÜLERİ:
1-ÇİÇEKDAĞI: Kırşehir yöresi kaşık oyunları arasında önemli bir yeri vardır. Kırşehirli bir delikanlı ile yavuklusu ağadan kaçarlar. Çünkü ağa kıza göz koymuştur. İki sevgili bir süre Çiçekdağı’na gelirler. Sarp kayalara tırmanarak dağı geçmeye çalışırlar. Fakat bunu başaramazlar. Orada yaşamaya karar verirler. Fakat bu olanaksızdır. Bir gün sert bir fırtına onları ayırır, kız yolunu kaybeder kayalardan düşerek ölür. Delikanlı uzun süre sevgilisini arar, fakat bulamaz. Sevgilisinin öldüğünü de kabul edemez. Sonra dağı ve yaşadığı yerleri onun yerine koyar. Dağ ile konuşur, türkü söyler. Hiç kimse onların izlerini bulamaz. Yıllar sonra, bir adam mağarada sazına sarılmış ağır hasta olarak bulunur. Daha sonra kendine gelir, fakat aklını kaybetmiştir, yürüyüşü aksaktır, sakat kalmıştır.Devamlı türkü söyler. Kısa süre sonra ölür. O yöredeki insanlar bu türküyü söylemeye ve onun yürüyüşüne benzettikleri figürlerle oyunu oynamaya başlarlar. Oyun; onların dağda yaşadıkları ve bir arada geçirdikleri günleri simgeler. Kız ve erkek beraber oynarlar. Saz ve söz ile oynayan bir oyundur.
2-YÜRÜ GÜZEL: Kırşehir’in eğlence amacıyla oynanan oyunları gibi sonradan halk arasından yer almış oyunlardan birisidir. Bu oyunu genç kızlar kendilerine gelen görücülere hoş görünmek için ve kendilerini beğendirmek amacıyla endam gösterisi olarak nitelerler. Fakat genelde, eğlencelerde, düğünlerde güzel ve beğeni toplayan kızların kendilerini göstermek için oynadıkları oyundur. Bu oyunda sertlikten çok yumuşaklık ve canlılık vardır
3-KIRŞEHİR’İN GÜLLERİ: Yöre kültürü doğaya bağımlı olarak gelişmiştir. Bu yüzden oyunda tarımsal temalar geliştirilmiş ve simgelenmiştir. Kırşehir’in türküleri tarihsel süreç içerisinden yaşadıkları yere, doğa güzelliklerine ve sevgiliye söylenen bir türküdür. Oyunda ise bu konuya ek olarak sahip olunan nimetlere sevgili ile beraber yapılmış, karşılıklı oyunlarda beraber yapılmış şükran gösterilerdir. Oyun saz ve sözle oynanır. Oyun figürüne keklik sekmesi denir
4-GEL YANIMA GEL: Bu oyunda genelde aynı özellikler hakimdir Köylerde bu oyun kan davalarını bitirmek ve kitleler arası yakınlaşmayı sağlamak amacıyla oynanır. Bu oyunu kızlar ve erkekler ayrı ayrı oynarlar. Düğünlerde gelin ve damadın anne ve babalarına bu oyun oynatılır. Onların arkasından kız, erkek herkes katılır.
|